HÂLÂ AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ?
Yüce Allah insanoğluna akıl gibi büyük bir nimet vermiştir. Bu yazıda Kur’an’da geçen ve akla vurgu yapan ayetlerin bir kısmını ele alacağız. Bilindiği üzere kur’an akla hitap eden ilahi bir kitaptır. Aklı olmayanın dini bir sorumluluğu yoktur. Dinde mükellef olmanın ilk şartı da akıl baliğ olmaktır. Yüce Allah kur’an’da baştan sona insanın aklına işaret ediyor. Dolaysıyla düşünmek, akıl yürütmek farzdır. Düşünmeyen, aklını kullanmayan insanları rabbimiz birçok ayette yeriyor. İnsan duyduğunu ve okuduğunu mutlaka akıl mihengine vurmalıdır. Akıl sadece dünyaya çalışmamalıdır. Sadece dünyaya çalışan akıl ahirette hüsrana uğrar. Ne yapacağını bilemez tökezler. Çakılıp kalır. Şimdi rabbimizin kelamına kulak verip akıl edelim.
1. ...aklını kullanan bir topluluk için elbette Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller vardır. (Bakara 164) Kainatta hiçbir şeyin başıboş olmadığını insan akıl sayesinde idrak eder.
2. İnkârcılara: “Allah’ın indirdiğine uyun” dendiği zaman: “Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüze uyarız” derler. Peki, ya ataları aklını kullanamayan ve doğru yolu bulamayan kimseler ise! (Bakara 170) Mekkeli müşrikler en çok bu durumun arkasına sığınıyorlardı. Geçmişe yönelik yapılan yanlışlar sorgulanmadığı zaman belli bir süre sonra o yanlışlar toplumda doğru olarak yer edinir. Biri çıkıp doğruyu söylediğinde hemen biz yıllardır büyüklerimizden bunu gördük sen onlardan daha mı iyi bileceksin diye onu yalanla itham edip sustururlar. İşte rabbimiz onun için sorgulamamızı istiyor. Büyüklerinizin, atalarınızın yanlışlarını devam etmeyin diyor.
3. Allah’ın dâveti karşısındaki tavırları itibariyle kâfirlerin hâli, tıpkı çobanın çağrısını duyduğu halde, bu sözleri manasız bir ses ve gürültü olarak algılayan sürünün durumuna benzer. Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Çünkü akıllarını kullanmazlar. (Bakara 171) Çoban güttüğü koyunları korumakla sorumludur. Koyunlar kendileri için zararlı ve tehlikeli yerlere girdiğinde çoban ya seslenerek ya da dönmeleri için önlerine taş fırlatarak onları oradan uzaklaştırmak ister. Bu davranış tamamen koyunların menfaati içindir. Ama koyun düşüncesine sahip kişiler, toplumun menfaati için ses çıkaranları algılayamaz. Aklını kullanmadığı için kendisini uyarana ne bağırıyorsun sus boş boş konuşma deyip onu susturur.
4. Düşünüp anlamanız için Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor. (Bakara 242) Bakınız rabbimiz bu ayette düşünmemizi, akletmemizi bizden istemektedir.
5. Çünkü onlar, akletmeyen ve gerçeği anlamayan bir topluluktur. (Maide 58) Bu ayette yüce Allah yine akla vurgu yapıyor. Akletmeyenler gerçeği de bulamaz.
6. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka değildir! Âhiret yurdu ise Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? (En’am 32) Bir çocuk misali oyuncaklarla oynuyoruz. Çocuklardan tek farkımız onlar oyundan sıkılınca bir tekme ile oyun alanını dağıtır oyuncakları bırakıp arkasına bakmadan gider. Biz ise oyuncakları gerçek sandık. Zannettik ki hepsi bizimdir. Bir türlü o oyundan kurtulamadık o kadar daldık ki bizi uyaranları anlayacak kadar aklımız uyanık değil. Ne zaman aklımız başımıza gelecek?
7. Şunu bilin ki, âhiret yurdu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? (Araf 169) Yine bizi dünya sarhoşluğundan kurtarmak isteyen kurtarıcı bir ayet daha. Bizi uyandırmak için dürtüyor bu ayet. Uyanma vakti gelmedi mi?
8. Şüphesiz ki, Allah katında canlıların en şerlisi, ilâhî gerçekleri düşünüp anlamayan o sağırlar ve dilsizlerdir. (Enfal 22) Şöyle bir etrafa baktığımız zaman kainatta harikulade bir düzen ve mükemmellik var. bunu ancak kör sağır olanlar anlayamazlar, idrak edemezler.
9. Allah, akıllarını kullanmayanların kalpleri üzerine mânevî pislikler yağdırır. (Yunus 100) İşleyen demir pas tutmaz misali gibi tersini düşünelim. Aklını kullanmayan kişinin aklı pas tutar. Hiç çalışamaz. Allah o akla kilit vurur. Artık o akıl manen ölmüştür. Tüm fonksiyonlarını kaybeder.
10. Size verilen şeyler, dünya hayatının geçici nimeti ve süsüdür. Allah katındaki nimetler ise daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız? (Kasas 60) Misafirliğe gittin ev sahibi çocuğunuza oyuncaklar verdi “al bunlarla oyna evine gidince bırakırsın” der. Çocuk söyleneni dinlemeden oyuncakların şaşalı güzelliğine bakar tüm bu oyuncaklar benimdir düşüncesiyle oyuna dalar. “Ev sahibi bunları bana verdi” der. Halbuki ev sahibi oyuncakları verince ona bir şeyler söylemişti. Ama çocuk oyuncakların güzelliğine daldığı için ev sahibinin söylediğini anlamamıştı. Çünkü akıl devre dışı kalmıştı. Misafirin kalkma zamanı geldiğinde çocuk oynadığı oyuncakları kucaklayıp evine götürmek ister. Ama ev sahibi bırakmaz şöyle der; “çocuğum ben sana demedim mi gidene kadar oyna gidince bırak” ama çocuk dinlemez ağlar sızlar. “Tüm oyuncaklar benim” der. Çocuk başta ev sahibini dinleyip anlasaydı oyuncaklardan ayrıldığı zaman bu kadar ağlayıp üzülmezdi. Bizim de halimiz o çocuğun haline benzer. Buradaki oyuncakların güzelliğine aldandık. Asıl vazifemizi unuttuk. Gitme zamanı geldiğinde sanki hepsini kucaklayıp götürecekmişiz gibi bir hisle onlara sarılmışız. Halbuki etrafımızda oyuncaklarını ardında bırakıp eli boş gidenlere çok şahit oluyoruz.
Rabbim bizleri, fırsat varken aklını kullanıp ilahi gerçekleri idrak edenlerden eylesin. Amin.




