Nafaka belirli şartların bir arada bulunması durumunda, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eş tarafından ödenmesi kararlaştırılan, karşılığı para gibi kıymetli eşya olan bedeldir. Ancak bu nafakaya hükmedile bilinmesi için belirli şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Bu şartların başında taraflardan birinin talepte bulunması gelir. Akabinde talepte bulunanın kusurunun talepte bulunduğu kişiden daha az olması gerekir. Burada kafa karışıklığına sebebiyet verecek mevzu aslında nafaka için hiç kusurunun olmaması gerektiğine inanılmasıdır. Oysa bu doğru değildir. Bir diğer şart da talep eden eşin yoksulluğa düşmesidir. Talep edenin evlilik birliği içindeki hayat standartları ile boşanmadan sonraki hayat standartları arasında ciddi bir farkın bulunduğu ve ortalama bir yaşam sürdürmesi için artık mali gücünün olmadığını ispat etmesi gerekmektedir. Bu şartlar birlikte sağlanırsa talep edene belli bir miktar nafakaya hükmedilir. Peki bu miktar ne kadar olmalıdır. Nafakaya kararlaştırılacak miktar talep edilen eşin mali gücü ile orantılı olması gerekmektedir. Eğer talep edilenin mali gücü yoksa nafaka ödenmesine karar verilemez.
Peki nafaka ödeyen taraf bu ödemeyi ömür boyu yapmak zorunda mı ya da nafakayı kesen haller var mı? Bazı hallerde nafaka yükümlüsü, nafakanın tamamen ya da bir kısmının kaldırılması için mahkemeye başvurabilir. Örneğin nafaka alacaklısının resmi bir nikah yapmadan evlenmesi durumu buna bir örnektir. Bazı taraflar nafaka ödemesinden mahrum kalmamak için fiilen bir başkası ile yaşamasına rağmen resmi bir nikah yapmamaktadırlar. Bu durumun ispat edilmesi durumunda nafaka ortadan kalkacaktır. Ayrıca nafaka alacaklısının maddi gelirinde ciddi bir artış olması halinde de nafaka ortadan kalkacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus bu gelirin artışının çok ciddi olmasıdır. Örneğin yüksek mahkeme olan Yargıtay, bir çok kararında eşin asgari ücretle çalışmasını nafakanın ortadan kaldırılması için bir sebep olarak görmemektedir. Ne var ki bu gibi durumlarda nafakanın miktarının düşürülmesi için dava açıla bilinir.
Nafakanın kaldırılması davası nafaka yükümlüsü tarafından ya da nafaka yükümlüsünün talebi ile avukatı tarafından açılabilecektir. Nafakanın kaldırılması davasına hazırlanırken dava dilekçesini hazırlamak ya da dava dilekçesindeki iddiaları ispatlamak amacıyla hangi delillerin sunulabileceği iyi bilinmelidir. Bu nedenle uzman bir avukat tarafından destek alınıp yürütülmesinde büyük bir fayda vardır. Nafakanın kaldırılması talebi ile dava dilekçesi ve eklerinde delilleri ile birlikte dava açılmalıdır. Davanın açıldığı mahkemeye dosyaya ilişkin belli harçlar ve giderlerin de yatırılması gerekmektedir. Dava açılmasından sonra dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilip edilmediğinin ve tebliğ edilmiş ise usulen tebliğ edilip edilmediği de tüm diğer davalarda olduğu gibi bu davada da önemle takip edilmelidir. Yukarıda izah ettiğim şartlar oluştuğu takdirde bu davanın her zaman açılması mümkündür.




