Bir Şubat soğuğunda on ili içine alan büyük bir depremle uyandık. Yaşanan bu acı hadise sonucunda on binlerce insanımız vefat ederken binlerce insanımız da gerek canı gerek malı ile yaralar aldı. Vefat eden herkese Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa, kaybı olanlara da sabırlar dilerim. Umarım tez zamanda ülkece tüm yaralarımız sarılıp, depremden zarar gören tüm vatandaşların mağduriyetleri giderilerek depremin etkisi silinir.
Selçuklu Gazetesi’nin değerli yöneticilerinin bana ayırmış olduğu bu köşede gönül isterdi ki böylesi acı verici bir konu dışında başka bir konu ile başlamayı ancak; depremden gerek kendilerinin ve yakınlarının canı ile gerek malları ile etkilenen vatandaşların bir takım hukuki haklarını bilmesi adına ne yazık ki bu konuya değinmeyi önemli bulmaktayım.
Deprem neticesinde vefat, yıkım ve hasarlar itibari ile hukuk açısından ceza hukuku, özel hukuk ve idare hukuku yönünden sonuçlar doğurmaktadır. Ceza hukuku açısından ölüm meydana gelmişse ölenin ya da yaralananın eşi ve çocukları, eğer bunlar da yok ise yakınları Cumhuriyet başsavcılıklarına giderek suç duyurusunda bulunabilirler. Ayrıca vefat edenin yakını olmasa bile herhangi bir vatandaş da vefat eden biri için suç ihbarında bulunabilir. Peki şikayet edilen, sorumlu olan kimdir, nasıl tespit edilir? Öncelikle enkaz kaldırılmadan önce binalardan örnek alınması gerekir. Ayrıca imkan varsa bina ile ilgili videolar ve fotoğraflar çekilmelidir. Bu delillerle yapının mevzuata uygun olup olmadığı, inşaat malzemesinin kalitesi, işçilik hatalarının olup olmadığı, zeminin yapılaşmaya elverişli olup olmadığı gibi hususlar tespit edilmelidir. Akabinde kusura göre müteahhitler, denetimle yükümlü mühendisler, binaya ruhsat ya da kullanım belgesi veren görevliler ve denetim görevini yerine getirmeyen belediyenin sorumluluğu doğacaktır.
Ayrıca depremden maddi ve manevi olarak etkilenen vatandaşların da bu zararlarını tazmin edebilmesi için bazı şarlar aranmaktadır. Öncelikle bu zarara sebebiyet vermiş olan yapının kötü yapılmış olması ya da ilgililer tarafından denetlenmemiş olması gerekmektedir. Ancak sonradan yapıda oturanlar tarafından kolon kesilmesi gibi durumlarda bu sorumluluk oturana ait olmaktadır. Yapının kötü yapılıp yapılmadığının tespiti delil tespitleri ile bilirkişiler aracılığı ile yapılmaktadır. Bu delillerle beraber davanın davalıların yerleşim yeri veya depremin olduğu hukuk mahkemelerinde tazminat davası açılması gerekmektedir. Bu tazminatı isteyebilecek kişiler eğer ölüm gerçekleşmişse ölenin yasal mirasçıları, yaralanma durumunda da beden bütünlüğü bozulan kişi ya da kişiler tarafından istenebilir. Zarar gören kiracıysa kira sözleşmesine dayanarak kiraya verene karşı, konut ya da iş yeri sahibiyse satın aldığı kişiye ya da müteahhite karşı tazminat davası açabilir. Ayrıca zorunlu deprem sigortası bulunan yapılar için Doğal Afet Sigortaları Kurumu, depremden dolayı meydana gelen maddi hasarlar için 25.11.2022’den itibaren 640.000 TL üst sınırına kadar olmak üzere ev sahibi olan sigortalıya sigorta tazminatı ödemektedir. Zarar gören vatandaşlar e- devlet üzerinden başvurabileceklerdir.
Temenni ederiz ki bir an önce deprem coğrafyasında yaşadığımız gerçeğini benimseyerek, bütün önlemler alınarak bu tarifi imkansız acıları yaşamadan bu konuları konuşmamıza gerek kalmaz.




